Bora İzkübarlas ile İnsan Doğası: Akıl ve İçgüdü Karşı Karşıya


ARAŞTIRMACI / YAZAR - BORA İZKÜBARLAS; "İNSANIN İKİ YÜZÜ: AKIL VE İÇGÜDÜNÜN ÇATIŞMASI"


Bugün “değişen insan” konuşmak büyük bir moda. Ben de bugün bu konuyu irdelemek istiyorum. Ancak biz bu akımın aksine kürek çekerek, milyonlarca yılda şekillenmiş refleksleri, içgüdüleri, birikim birikim eden kaygıları, derin korkuları, temel arzuları ve akıl çatışmalarıyla aslında hiç değişmeyen insanı konuşacağız.

Nitekim dilde de aynı kavramlar var: Dijital dönüşüm, yeni normal, değişen tüketici... Ama bu kavramların ardında, hiç değişmeyen bir gerçek var: O da İNSAN. Modern görünümümüz altında milyonlarca yıllık hayatta kalma refleksiyle çalışan bir zihin çalışıyor. İşte bu yüzden, insanı anlamak yalnızca teknolojik davranışlarını ölçmek değil; kriz anında nasıl eski içgüdülerine teslim olduğunu anlamaktır

İNSANI VE TARİHİ ANLAMAK İÇİN BASİT ÖRNEKLER

İnsanın içsel çatışmasını günlük hayattan ve tarihten örneklerle görebiliriz:

Korku Refleksi: Bir anda elektrikler kesildiğinde, aklımız "sigortayı kontrol et" der. Ama içgüdümüz "tehlike var" deyip panik yaratır. İşte bu panik, market raflarını boşaltan kalabalıklar sebep olmuştur.

Rekabet Dürtüsü: Çocukken oyuncağımızı paylaşmak istemeyiz. Yetişkin olduğumuzda ise bu dürtü, iş dünyasında "rakibi alt etme" hırsına dönüşür. Akıl strateji kurar, ama içgüdü "kaybetme korkusu" ile saldırganlığı tetikler.

Tarihten Yansımalar: Roma İmparatorluğu'nu akıl, hukuk ve mimarlıkta zirveye çıkardı; ama içgüdüsel güç hırsı imparatorluğu iç savaşa sürükledi. Fransız Devrimi'nde akıl "eşitlik ve özgürlük" dedi, ama içgüdüsel öfke sokaklarda şiddete dönüştü.

Hayatta Kalma Kaygısı: Günümüzde de ekonomik krizlerde insanlar mantıklı yatırım planları yerine "Altın al, stok yap" gibi reflekslere yönelir. Çünkü içgüdü, atalarımızdan miras kalan "Yarın aç kalabilirim" korkusunu hâlâ taşır.

İÇGÜDÜSEL REFLEKSLERİN TOPLUMSAL SONUÇLARI

Bu bireysel refleksler toplumsal düzeyde büyük dalgalanmalara yol açar:

Ekonomik Krizler: İçgüdüsel panik, tüketim zincirini bozar. Raflar boşalır, fiyatlar fırlar. Akıl ise bu kaosu yönetmeye çalışır ama çoğu zaman geç kalır veya başaramaz.

Kutuplaşmada Yanlış: Politikada akıl "uzlaşma" derken, içgüdü "biz ve onlar" ayrımını körükler. Bu yüzden toplumlar sık sık keskin kamplara bölünür.

Teknoloji ve İçgüdü: Sosyal medyada akıl "bilgi paylaş" derken, içgüdü "daha çok beğenil, daha çok görün" diye fısıldar. Bu da toplumsal ilişkileri yüzeyselleştirir.

Yani kısaca; insanın iki yüzü —akıl ve içgüdü— birbirini yok etmeye değil, dengelemeye mahkûmdur. Akıl, içgüdüyü tamamen susturamaz; içgüdü de aklı tamamıyla bastıramaz. Bu bitmeyen savaş aslında insanı insan yapan daldır.

GERÇEK DÖNÜŞÜM VE DENGE

Günün sonunda şunu söylemek gerekir: İnsanı anlamak, yalnızca zekâsını ölçmek değil; korkularını, arzularını ve reflekslerini de tanımaktır. İnsan, ancak bu dengeyi kurduğunda hem bireysel hem toplumsal anlamda gerçek bir dönüşüm yaşayabilir.

İnsan, Niyazi’ce aklın soğuk hesaplarıyla ne de içgüdünün kör dürtüleriyle var olabilir. Gerçek dönüşüm, bu iki gücün uyumunda saklıdır. Unutmayınız; İçgüdü hayatta tutar, Akıl ise ileriye taşır. İkisinin el sıkıştığı an, insanlığın gerçek potansiyeline ulaştığı andır.

Saygılarımla,

Bora İZKÜBARLAS

BARLAS DANIŞMANLIK

Analist ve İş Geliştirme Uzmanı




İmparator Gazetesi
SON HABERLER
Haber Sistemi Yükleniyor...